2 Kasım 2008 Pazar
1 Kasım 2008 Cumartesi
elif ve emre
Elif halinden çok memnun ,bu fotagraf yegenim emre'nin hala pc de hep elif'in resimleri var benim niye hiç resmim yok, demesi üzerine çektim ama poz verirken dönmedi bile beni dogal halimle çek resmimi dedi28 Ekim 2008 Salı
CP’LİLER İÇİN UZAY TERAPİSİ ARTIK TÜRKİYE'DE
08.06.06 - Sakın haberimizi okumadan başlığa takılıp spastik engelli çocukların uzaya gideceğini düşünmeyin… Çünkü Özel bir uzay kıyafeti Dünya'ya spastik engelli çocuklar için geri döndü ve Amerika'dan sonra şimdi Türkiye'de… TheraSuit isimli bu kıyafetin ilk hali, özellikle Sovyet uzay programıyla kozmonotların uzayda yerçekiminin etkisini yok etmek ve uzun süreli uzay uçuşlarında kas tonuslarını korumaları için dizayn edilmişti…
Uzun çalışmalar sonucu Amerikalı bilim adamları tarafından geliştirildi ve direnç ve kuvvet eğitimiyle hastayı desteklemek ve vücudun duruş şeklini düzeltip genel kas kontrolünü anlamlı bir şekilde geliştirmek için kullanılmaya başlandı. 2005 `Avrupa Yılın Buluşu Ödülü' alan ve özellikle Serebral Palcy'li çocukların temel motor becerileri öğrenmesine yardım eden süreci hızlandıran bu yöntem, dünya genelinde sertifikalı 75 klinik tarafından başarıyla uygulanırken Türkiye'de de 1.200.000 fiziksel engelli için yeni bir umut niteliği taşıyor.
Yöntemin Türkiye temsilcisi Bio-Etik Rehabilitasyon ve Sağlık Hizmetleri Ltd.Şti.nin misafiri olarak Türkiye'ye gelen Therasuit yönteminin mucidi Izabela KOSCIELNY , 10 Haziran 2006 günü Ankara Swisshotel'de yurtiçi ve yurtdışından birçok uzmanın da hazır bulunacağı tanıtım ve gala gecesinde bir konferans vererek, Türkiye'de yöntemin uygulanması için de start vermiş olacak.
Konferans Programı:
17.00 : Therasuit – Evrensel Egsersiz Ünitesi ve Suittherapy Yöntemi
Izabela KOSCIELNY
19.00 : Gala Yemeği
Devlet Halk Dansları Topluluğu Gösterisi
Erkan Oğur ile folk/caz dinletisi
Tarih : 10 Haziran 2006
Yer : Ankara Swisshotel – Yıldızevler / Çankaya / ANKARA
Sınırlı sayıdaki katılım için lütfen cevap veriniz : 318.224 95 25
e-mail : info@bio-etik.com
www.bio-etik.com
www.suittherapy.com
Uzun çalışmalar sonucu Amerikalı bilim adamları tarafından geliştirildi ve direnç ve kuvvet eğitimiyle hastayı desteklemek ve vücudun duruş şeklini düzeltip genel kas kontrolünü anlamlı bir şekilde geliştirmek için kullanılmaya başlandı. 2005 `Avrupa Yılın Buluşu Ödülü' alan ve özellikle Serebral Palcy'li çocukların temel motor becerileri öğrenmesine yardım eden süreci hızlandıran bu yöntem, dünya genelinde sertifikalı 75 klinik tarafından başarıyla uygulanırken Türkiye'de de 1.200.000 fiziksel engelli için yeni bir umut niteliği taşıyor.
Yöntemin Türkiye temsilcisi Bio-Etik Rehabilitasyon ve Sağlık Hizmetleri Ltd.Şti.nin misafiri olarak Türkiye'ye gelen Therasuit yönteminin mucidi Izabela KOSCIELNY , 10 Haziran 2006 günü Ankara Swisshotel'de yurtiçi ve yurtdışından birçok uzmanın da hazır bulunacağı tanıtım ve gala gecesinde bir konferans vererek, Türkiye'de yöntemin uygulanması için de start vermiş olacak.
Konferans Programı:
17.00 : Therasuit – Evrensel Egsersiz Ünitesi ve Suittherapy Yöntemi
Izabela KOSCIELNY
19.00 : Gala Yemeği
Devlet Halk Dansları Topluluğu Gösterisi
Erkan Oğur ile folk/caz dinletisi
Tarih : 10 Haziran 2006
Yer : Ankara Swisshotel – Yıldızevler / Çankaya / ANKARA
Sınırlı sayıdaki katılım için lütfen cevap veriniz : 318.224 95 25
e-mail : info@bio-etik.com
www.bio-etik.com
www.suittherapy.com
Otistik oğlunu tedavi etti

Otistik oğlunu tedavi etti
01 Haziran 2008 Pazar 17:30
Cem Kınacı, dünyada çok az bilinen hiperbarik oksijen tedavisi hakkında iki yıl boyunca araştırma yaptı.
Yaşanmış bir hayat hikâyesinden esinlenerek beyazperdeye aktarılan 'Lorenzo'nun Yağı' filmi İstanbul'da gerçek oldu. Oğlunun iki buçuk yaşındayken otizm hastası olduğunu öğrenen nükleer tıp uzmanı Cem Kınacı, dünyada çok az bilinen hiperbarik oksijen tedavisi hakkında iki yıl boyunca araştırma yaptı.
İlgili Haberler
'Lorenzo'nun Yağı' filmi gerçek oldu
Konuyla ilgili bütün bilimsel yayınları aldı, Amerika'da kurslara katıldı. Kınacı, iki yılın ardından Türkiye'de ilk tedaviyi kendi oğluna uygulayarak onu ayağa kaldırmayı başardı. Kınacı çiftinin 1999'da Ata ismini verdikleri oğulları oldu. Ata'nın hayatı, 1,5 yaşında vurulduğu bir aşıdan sonra değişti. Aile, oğullarındaki bu değişikliğin 'sosyal ve iletişim becerilerinin oluşmasını etkileyen bir genel gelişim bozukluğu' olarak tanımlanan otizm olduğunu öğrendi. Fakat konunun uzmanları, yapılacak bir şeyin olmadığını, ancak özel eğitimle bazı şeylerin değişebileceğini söyledi. Cem Kınacı'ya da "Bu duruma alış, antidepresan kullan." önerisinde bulunuldu. Bunun üzerine Kınacı, 2003'te hastalığı araştırmaya başladı. Önce internet, sonra uluslararası kuruluşlar derken, otizmle ilgili dünya genelinde yapılan bütün çalışmalardan haberdar oldu. İnternet üzerinden uzaktan eğitimlere başladı, konuyla ilgili kitaplara ve dergilere abone oldu. Sonuçta otizmin birçok tedavi yönteminin bulunduğunu öğrendi. Başta hiperbarik oksijen tedavisi ile mineral ve vitamin desteğini Türkiye'de ilk kez oğlu Ata'ya 2004 yılında uygulamaya başladı. Bu çalışmalar ise genelde ABD'de yapıldığı için 2005 yılından itibaren bu ülkede kurslara gitti. 2006 yılında ise bu tedavi yöntemlerini uygulamak için 'otizmi yenmeyi bilen hekimlere verilen' DAN sertifikası aldı. Türkiye'de bu sertifikayı alan ve Uluslararası Otizm Enstitüsü'ne üye olan tek kişi oldu.
Cem Kınacı, oğluna uyguladığı tedavi yöntemine, 'Ata Kınacı protokolü' ismini vermiş. Bunu bu zamana kadar yerli-yabancı 3 bin çocuğa uygulayan doktorun çalıştığı hastaneye Avrupa, Afrika ve Asya ülkelerinden birçok hasta gelerek, tedavi oldu. Bu yola oğlu için çıktığını belirten Kınacı'ya göre, mevcut şartlara göre hareket etmek normal değil. Mutlaka yapacak bir şeyler bulunuyor. Çocuğunun her geçen gün biraz daha iyileşmesinin kendisini sürekli motive ettiğini anlatan Kınacı, tedavide ilaç kullanmadığını anlatıyor. "Süreç hastanın beynindeki hasarın durumuna göre değişiyor. Tam iyileşme veya mevcut durumdan çok daha iyi pozisyona geçmek her zaman mümkün." diyor. Tedavi öncesi yerinden bile kalkamayan Ata, bilgisayar kullanan, alışverişe giden bir çocuk haline geldi. Alanında Avrupa'nın en iyi üç hekimi arasına giren Kınacı'nın 683 hasta üzerinde yaptığı otizm çalışması Cambridge Üniversitesi tarafından bilimsel bir çalışma olarak kabul edildi. Doktor baba ayrıca, 14-16 Haziran tarihlerinde İstanbul Grand Cevahir Otel'de yapılacak 1. İstanbul Uluslararası Otizm Kongresi'nin Türkiye'ye getirilmesinde de etkili oldu.
'Lorenzo'nun Yağı' filmi gerçek oldu
Yönetmenliğini George Miller'in yaptığı Lorenzo'nun Yağı, 1992 yapımı bir dram filmi. Yapımın en önemli özelliği yaşanmış bir öyküden alınmış olması. Film, Augusto Odone ve Michaela Odone adlı anne-babanın, amansız bir hastalığa yakalanan oğulları Lorenzo Odone'yi ölümden kurtarma çabalarını anlatıyor. Baba Augusto Odone, bir yıldan az bir sürede eşi Michaela'nın da yardımlarıyla hastalığa çözüm bularak oğlu Lorenzo'yu ölümden kurtarıyor. Türkiye'de nükleer tıp uzmanı Cem Kınacı'nın hikâyesi de Lorenzo'nun Yağı filmini hatırlatıyor.
Kaynak: zamangazetesi.com
01 Haziran 2008 Pazar 17:30
Cem Kınacı, dünyada çok az bilinen hiperbarik oksijen tedavisi hakkında iki yıl boyunca araştırma yaptı.
Yaşanmış bir hayat hikâyesinden esinlenerek beyazperdeye aktarılan 'Lorenzo'nun Yağı' filmi İstanbul'da gerçek oldu. Oğlunun iki buçuk yaşındayken otizm hastası olduğunu öğrenen nükleer tıp uzmanı Cem Kınacı, dünyada çok az bilinen hiperbarik oksijen tedavisi hakkında iki yıl boyunca araştırma yaptı.
İlgili Haberler
'Lorenzo'nun Yağı' filmi gerçek oldu
Konuyla ilgili bütün bilimsel yayınları aldı, Amerika'da kurslara katıldı. Kınacı, iki yılın ardından Türkiye'de ilk tedaviyi kendi oğluna uygulayarak onu ayağa kaldırmayı başardı. Kınacı çiftinin 1999'da Ata ismini verdikleri oğulları oldu. Ata'nın hayatı, 1,5 yaşında vurulduğu bir aşıdan sonra değişti. Aile, oğullarındaki bu değişikliğin 'sosyal ve iletişim becerilerinin oluşmasını etkileyen bir genel gelişim bozukluğu' olarak tanımlanan otizm olduğunu öğrendi. Fakat konunun uzmanları, yapılacak bir şeyin olmadığını, ancak özel eğitimle bazı şeylerin değişebileceğini söyledi. Cem Kınacı'ya da "Bu duruma alış, antidepresan kullan." önerisinde bulunuldu. Bunun üzerine Kınacı, 2003'te hastalığı araştırmaya başladı. Önce internet, sonra uluslararası kuruluşlar derken, otizmle ilgili dünya genelinde yapılan bütün çalışmalardan haberdar oldu. İnternet üzerinden uzaktan eğitimlere başladı, konuyla ilgili kitaplara ve dergilere abone oldu. Sonuçta otizmin birçok tedavi yönteminin bulunduğunu öğrendi. Başta hiperbarik oksijen tedavisi ile mineral ve vitamin desteğini Türkiye'de ilk kez oğlu Ata'ya 2004 yılında uygulamaya başladı. Bu çalışmalar ise genelde ABD'de yapıldığı için 2005 yılından itibaren bu ülkede kurslara gitti. 2006 yılında ise bu tedavi yöntemlerini uygulamak için 'otizmi yenmeyi bilen hekimlere verilen' DAN sertifikası aldı. Türkiye'de bu sertifikayı alan ve Uluslararası Otizm Enstitüsü'ne üye olan tek kişi oldu.
Cem Kınacı, oğluna uyguladığı tedavi yöntemine, 'Ata Kınacı protokolü' ismini vermiş. Bunu bu zamana kadar yerli-yabancı 3 bin çocuğa uygulayan doktorun çalıştığı hastaneye Avrupa, Afrika ve Asya ülkelerinden birçok hasta gelerek, tedavi oldu. Bu yola oğlu için çıktığını belirten Kınacı'ya göre, mevcut şartlara göre hareket etmek normal değil. Mutlaka yapacak bir şeyler bulunuyor. Çocuğunun her geçen gün biraz daha iyileşmesinin kendisini sürekli motive ettiğini anlatan Kınacı, tedavide ilaç kullanmadığını anlatıyor. "Süreç hastanın beynindeki hasarın durumuna göre değişiyor. Tam iyileşme veya mevcut durumdan çok daha iyi pozisyona geçmek her zaman mümkün." diyor. Tedavi öncesi yerinden bile kalkamayan Ata, bilgisayar kullanan, alışverişe giden bir çocuk haline geldi. Alanında Avrupa'nın en iyi üç hekimi arasına giren Kınacı'nın 683 hasta üzerinde yaptığı otizm çalışması Cambridge Üniversitesi tarafından bilimsel bir çalışma olarak kabul edildi. Doktor baba ayrıca, 14-16 Haziran tarihlerinde İstanbul Grand Cevahir Otel'de yapılacak 1. İstanbul Uluslararası Otizm Kongresi'nin Türkiye'ye getirilmesinde de etkili oldu.
'Lorenzo'nun Yağı' filmi gerçek oldu
Yönetmenliğini George Miller'in yaptığı Lorenzo'nun Yağı, 1992 yapımı bir dram filmi. Yapımın en önemli özelliği yaşanmış bir öyküden alınmış olması. Film, Augusto Odone ve Michaela Odone adlı anne-babanın, amansız bir hastalığa yakalanan oğulları Lorenzo Odone'yi ölümden kurtarma çabalarını anlatıyor. Baba Augusto Odone, bir yıldan az bir sürede eşi Michaela'nın da yardımlarıyla hastalığa çözüm bularak oğlu Lorenzo'yu ölümden kurtarıyor. Türkiye'de nükleer tıp uzmanı Cem Kınacı'nın hikâyesi de Lorenzo'nun Yağı filmini hatırlatıyor.
Kaynak: zamangazetesi.com
20 Ekim 2008 Pazartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















